20 Haziran 2013 Perşembe gün ki yazınızı bende hayretler içinde okudum ve güldüm.

27 Mayıs 2013 tarihli yazımı hayretle okuduğunuzu beyan ederken, bir de dostum ve akrabam Kenan GÖKSU diye hitap ediyorsun ki bu senin dost ve akraba kelimesinin manasının ne olduğunu bilmeyişinin açık bir delilidir.

Dost: Sevilen, sayılan, güvenilen, arkadaş, çok iyi güzel ilişkilerde bulunan kimse, iyi geçinen, çok kolay anlaşabilen demektir.

Akraba ise: Birbirleriyle, kan, soy ilişkisi bulunanlar ve hısımlardır; yani dede ve ebeleri bir olanlardır. Benim aslım ise heletelidir. Yani seninle hiçbir surette akraba ve dostluğum yoktur.

Sizinle ne soy, ne de kan bağı mevcut olmadığı gibi, bir arada oturup bir çay bile içmedik. Ne sen benim evimi gördün, ne de ben senin evini gördüm. Hiçbir suretle bir teşri mesaimizde olmadı.

Yine beyanında sözü edilen yazımın “o günün diplomasisine bile uymadığı açıktır” diyorken; “sözü edilen fransızla görüşülmüş olduğunu da hiç sanmıyorum diyorsun; şaşırmış ve alay etmek için kıs kıs gülerek doğru demiştir” diyerek beni yalancı durumuna sokuyorsun. Sen nerden kıs kıs güldüğünü gördün, nasıl uyduruyorsun.

Tanımadığım tesadüfen orada bulunan o fransız, ağır başlı, vakarlı, ben dilini bilmiyorum ama konuşması gayet güzel olan ve ifade tarzıyla takdir ettiğim bir beyefendiydi.

Diplomat veya diplomasi kelimesinin manası(dış politika ile uğraşan, dış politikayı iyi bilen kimseler olduğuna gore )sen dış politikadan ne anlarsın, herhalde dans oynama hastalığın var ki, belgelerle mevcut mektubu kabul etmiyorsun. Ben senin uydurma gibi gördüğün yazıların belgeleri elimde mevcut olduğu gibi, Antalya da o fransızın konuşmasını dinleyenleri de gider bulurum ve onu da belgelerim.

Senin öğrenmen için yazıyorum. Şarlken’e Kanuni Sultan Süleyman’ın bir değil iki mektubu var.Ben sana tarihleriyle bildireyim.

Birincisi:1525’te (pavie) savaşında Roma German (alman) imparatoru Şarlken’e, yaralı olarak hem mağlup olup hem de esir düşen Fransa Kralı I.Fransuva Şarlken tarafından zindana atılır.

I.Fransuvayı kurtarması için büyük elçi (frankipan) aracılığıyla Kanuni’ye bir mektup yazarak yardım ister.

Kanuni Sultan Süleyman’da Fransa Kralına yardım edeceğini bildirir. Bu durumu öğrenen Alman İmparatoru Osmanlı ile Fransa’nın birleşmesinden korkar ve Fransa Kralını serbest bırakır.

İkinci mektubu ise; 1532 de Alman seferine çıkan Kanuni, Viyana’yı geride bırakarak Alman topraklarına girer. Hatta (Gratz,Marburg,Gunss) gibi birçok şehirlerini zapt eder. 6-7 ay Avrupa içlerinde kalır ama Alman İmparatoru Şarlken kaçar ve Kanuni’nin karşısına çıkmaya cesaret edemez. Kanuni Şarlken’i savaş alanına çekebilmek için aşağıdaki mektubu ikinci defa yazar.

 (Bu kadar zamandır erlik davası yapıp durursun. Ne senden ne kardeşinden nam ve nişan yok. Sizlere saltanat ve erlik davası haramdır. Belki kararından dahi utanmazsın. Belki kadında gayret var sizde yok. Er isen meydana gelesin, takdir neyse yerine gele. Gel seninle saltanatı bec (viyana) sahrasında paylaşalım. Bu kere dahi meydana çıkmazsan avratlar gibi çıkrık alıp padişahlık tacını takmayasın.)

Ne, garip ve mahzun gönlümüzle, şuna buna kin beslemeyi düşmanlık etmeyi adet edinmişizdir, ne de bize düşman olanlarla mücadele edip uğraşırız. Biz yaratılmışları yaratandan ötürü severiz. Takdiri saygıdeğer okurlarıma arz eder saygılarımı sunarım.