Kuran-ı Kerim’in maide suresi Ayet 16’da Allah Zülcelal Hazretleri, rızasına tabi olanları onunla selamet yıllarına götürür ve onları izniyle zulmetler den nura ulaştırır ve onları dosdoğru bir yola yani hidayete erdirir.
İslam dininin gayesi yeryüzünde yaşayan bütün insanların dünya ve ahret yurdunun mutluluğunu ve aynı zamanda saadetini sağlamaktır.
Yine kitabımız Kuran’ı Kerim’in örnek ahlakı ile hayata taşıyan, Yüce Peygamberimiz (S.A.V) Efendimiz’in ortaya koyduğu çok mükemmel insan profili ile bizleri Allah Zülcelal H.z. katında pek değerli kılacak olan tutum ve davranışlar konusunda aydınlatmıştır. Ayrıca Allah Zülcelâl katında makbul sayılan amellerde bulunası gereken öz niyet konusunda da dikkatimizi çekmiştir. Bu duruma göre ortaya koyduğumuz bütün tutum ve davranışlarımız ancak ve ancak Allah Z.C.’in rızasına yönelik olursa Allah katında değer bulur ve muteber olur.
Şurasını iyi bilmemiz gerekir ki özünde Allah Z.C.’in rızası bulunmayan hiçbir ibadetimiz veya davranışlarımız Allah katında değer bulmaz muteber olmaz.
Şu da bir gerçektir ki dünya hayatında biz insanlar için en büyük kazanç Allahın rızasını elde edebilmektir.
Allah’ın rızasına nail olmak hepimizin gayesi ve ideali olmalıdır.
Çünkü Allah’ın kulundan razı olması okul için dünya ve ahrette en büyük bahtiyarlık ve hem de en büyük nimet ve mutluluktur.
Bizler birbirimizin iyiliğine karşılık, teşekkür mahiyetinde Allah razı olsun deriz. İşte bu cümle birbirimize yaptığımız çok muteber ve çokta güzel bir duadır.
Allah Z.c rızasını kazanabilmek için gönderdiği peygamber (S.A.V) Efendimiz’e teslim olmakla kaim olur. Yine rabbimizin gönderdiği son kitap olan, Kuran’ı Kerim’e tabi olmak o kuranı okumak, anlamak ve içerdiği inanlara hayatın veren ilahi hikmetlere ilahi hakikatlere içtenlikle gönül vermekle olur.
Allah Zülcelâl hazretlerinin bizim yapmamız veya yapmamızı istediği şeyler zaten bizlerin kendimiz için iyi güzel ve hayırlı olan şeylerdir.
Şunu iyi bilmemiz gerekir ki rabbimiz bizim herhangi bir hareket tavrımızı ve davranışımızı ve niçin yaptığımızı ve kalbimizin derinliklerinde, hangi niyeti taşıdığımızı bilir.
Unutmayalım ki içinde Allah’ın rızası bulunmayan hiçbir davranış ve yatığımız ibadetler muteber olmadığı gibi hiçbir değeri de bulunmaz. Peygamberimiz(s.a.v) efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle ifade bulunmuşlardır. Kıyamet gününde ilk defa bir şehit hakkında hüküm verilecek ve Allah ona ne yaptığını sorduğunda senin uğrunda çarpıştım ve şehit oldum diyecek.
Fakat cenabı hak ona: yalan söyledin sana cesur adam desinler diye çarpıştın buyuracak ve adam yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılacak.
Daha sonra ilim öğrenip öğreten ve kuran okuyan birisi getirilecek. Ona da ne yaptığı sorulacak.
İlim öğrendim ve öğrettim, senin rızan için kuran okudum diyecek.
Allah’u Teala ona yalan söyledin ilmi sana âlim desinler diye öğrendin ve Kuran’ ıda güzel okuyor desinler diye okudun nitekim öylede denildi buyuracak oda yüzüstü sürüklenecek cehenneme atılacak. Sonrada zengin bir adam getirilecek, oda malını Allah rızası için harcadığını söyleyecek, Allah onda yalan söyledin malını cömert adam desinler diye saffettin ve onu da diğerler, gibi cehenneme atılacak.
Müslümimare 152 nesai cihat 22 müsnet 2/322
Saygıdeğer okurlarım Yüce rabbimiz bizi böyle duruma düşmekten korusun bizleri rızasına uygun düşen tutum ve davranışları yapmayı ve rızasını kazanmayı nasip eylesin.
Şunu unutmayalım ki Allah rızası olmadan başarı olmaz, mutluluk olmaz. Öyleyse saygıdeğer okurlarım her işinizde her davranışımızda konuşmamızda oturmamızda dostluğumuzda arkadaşlığımızda sözün özü yaşantımızın her anında Allahın rızasını gözetmeliyiz.